Kurtuluş Şavaşında Eğret

İstiklal Harbinde Süvari kolordu Komutanı olan Fahrettin Altay Paşa’nın ağzından Eğret köyü ve çevresinde kurtuluş mücadelesine dikkat kesilelim;

Savaşın şiddeti gittikçe artıyordu.  2.Tümen Batıdan yel geldiğinden Akçaşar’a doğru bir yürüyüş kolunun ilerlemekte olduğunun haber alındığını bildirdi biraz sonra bu haber yalanlandı. İl Bulak Dağına çıkan keşif kolları orada düşman bulunmadığını, EĞRET bölgesinde büyükçe düşman ordugah çadırları görüldüğünü bildirdiler. I.Tümen de düşman cephesinden Balmahmut istikametinde çekilmek isteyen düşmanın dağıtılarak bir kısmının kılıçtan geçirildigi haberini gönderdi. Akşam üzeride sahra topçu taburumuz telsiz arabaları bütün gün yolu düzelterek ve her zorlugu yenerek dagları aşıp Çayırhisar’a yaklaştıkları haberini   verdiler. 14.Tümenden bir süvari alayı onları karşılayıp getirmek için gönderildi. Bugün düşmanın batıdan gelecek kuvvetinin olmadığı anlaşıldı ve süvarisi de görünmedi. Bu sırada CEPHENIN YARILDIGI ve KARAHISAR’ın düşman kuvvetlerince boşaltıldıgı haberi geldi. Bu halde Afyon Dogusundaki düşman tümenleri ile Eğret de görülen düşman ordugahının (ki ihtiyat kolordusu olması muhtemeldir.) kuvvetleri ya ordumuzun sağ yanına saldıracaklar yahut geri çekilerek ELBULAK -DUMLUPINAR -TOKLU hattında yeni bir cephe tutacaklardı. Düşmanın bu her iki hareket ihtimalini engellemeye çalışmak bize düşen mühim bir ödev oluyordu. Bunun için tümenlere özetle şu emri verdim.

 DÜŞMANLAR EĞRET’DE BOZGUNA UĞRATILACAK

2. ve 14.tümenler bu akşam Ulucak istikametine geçerek gece yürüyüşlerine devamla İlbulak dağını aşacaklar ve sabaha karşı Eğret köyü yanında görülen düşman kuvvetlerini basacaklardır. 1.Tümen 2.Tümenle irtibatta (bağlantıda) bulunacaktır. Kolordu Karargahı Ulucak köyüne gidecektir. Sabahleyin alınacak haberlere göre yeni emirler verecektim. 2.Tümen karanlık basmadan Beşkimse köyünden geçerek dağın boyun noktasını aştı, kısa bir istirahatten sonra gece yürüyüşüne devam etti, bataryasını da sabahleyin Eğret istikametine ateş edecek surette Ulucak ilerisinde mevziye yerleştirdi. Ben de karargahımla onların arkasından Ulucak’a vardım. 14.tümen gelemedi. 2.tümenin gece gittiği yol fundalıklar arasında âdi bir keçi yolu idi. Bu yüzden tümenin son alayı yanlışlıkla sağa sapmış tümenden ayrılmış, tümen komutanı Eğret’e yaklaşınca piyade sonra topçu ateşi ile karşılanmiş, yaya çark yapmaya mecbur olmuş, fakat düşman çok üstün olduğundan ve saldırıya başladığından biraz sonra çekilmeye başlamış, sonradan öğrendiğime göre burada yunanlıların 2. General Diyenis kolordusu karargahı ile 9.ve 13.tümenleri bulunuyormuş. (Diyenis bizim kurşunların kendi çadırını deldiğini bana söyledi.) Sağa sapan alay Bayramgöl doğrusuna ilerlerken yol üzerinde Kütahya’ya gitmeye hazırlanan bir kamyon koluna tesadüf ederek ona hücumla dağıtıyor ve çoğunu kılıçtan geçiriyor fakat arkadan gelen piyadeler kendisine saldırmaya başlıyor o da Ilbulak dağına çekiliyor ve tümen ile birleşiyor, vurdugu kamyonlardan birde şık elbiseli genç yunan kızı alıyor (Bu kızı taşımak bir dert oldu, gece Altıntaş camisi imamının evine misafir verdik, ertesi sabah otomobille gelen General Fevzi Çakmak’la geri gönderdik.) Saldıranların Afyon’dan çekilip geceyi oralarda geçiren iki veya üç tümenli 1.General Tirikopis kolordusu olduğu ve bunların maksatlarının Afyon güney cephesinden bozulup çekilen General Frankos grubu ile birleşerek Dumlupınar’da yeni bir cephe tutmak olduğu sonradan anlaşılmıştır, oraya Seyitgaziden de bir tümen gönderilmiştir. 14.tümenimize gelince:yürüyüşe biraz geç başlamış, Beşkimse köyüne karanlıkta gelebilmiş, orada ansızın düşmana çatmış, birazını tepelemiş, karanlıkta ne olduğunu anlayamamış, kolorduya yetişmekte geciktiğinden ve yolunun düşman tarafından tutulmuş olmasindan üzülerek başka daha dolaşık ve uzun bir yola sapmış. Gece rastladığı düşman Afyon güney cephesinden bozularak perişan bir halde çekilen Frankos ve Populos kuvvetleridir ki 1.ve 7. tümenlerle 4.nün yarısıdır. Savaş sonunda General Frankosun yazdığı ve askeri mecmuamızın çevirip yayınladığı raporunda general bu gece çarpışmasının moralini çok bozduğu ve sonra süvari diye bağrışarak kaçtıklarını, subayların gayretine rağmen paniği durduramadıklarını ancak Dumlupınar’da toplanıp düzene koyabildiğini yanıp yakıla anlatmaktadır. Demek ki bizim 14. Süvari tümen   komutanı bu durumu kestirebilseydi de bunların üstüne saldırıya devam etseydi hepsini ya esir alacak ya da kılıçtan geçirecekti. Bunu kestirmenin kolay ve mümkün olmadığını itiraf etmek lazımdır. Bununla beraber etkisi yine büyük oldu. Düşman panikledi kaçtı. Trikopus kuvvetlerinden uzaklaştı, birleşemedi.

DÜŞMAN OLUCAK KÖYÜNÜ YAKIYOR

Bir alayını kolordu topçu taburu ile telsiz arabasını getirmeye gönderdiğinden iki alaylı kalan tümen ancak ertesi gün öğle vakitlerinde yanımıza gelebildi. Derhal kendisine Ulucak tepesini tutarak toplar ile düşmana ateş açtırdım. İkinci tümen de toplandı. Birinci tümenden haber olmadığı gibi araya düşman girmiş oldu. Düşman Ulucak köyünü yaktı. Yüzbaşı İhsan ağır yaralı olarak yerde kalmış, yanına gelen Tirikopis yarasını sardırarak biraz beraber götürmüş kendisine kıtasını sormuş, süvari kolordudan olduğu cevabını alınca “Fahrettin Paşa kolordusundan mı?” diye heyecanlı bir tavırla sorusunu tekrarlamış ve subaylarına hayretle bakarak bir şeyler söylemiş sizinkiler geliyor diyerek yere bırakmış, bunları iyi olduktan sonra İhsan bana söylemişti. (Kendisi levazım sınıfına geçerek general oldu ve öldü). Bu günkü savaşın şehitleri arasında 13. Alay komutanı Binbaşı Galip, birkaç subay ve erlerle beraber bir hayli de yaralısı oldu, hayvanlardan da biraz zayiat verildi. Bu zayiat boşa gitmemiştir. Düşman yayılarak savaşa mecbur edilmek suretiyle geciktirilmiş ve Frakos kuvvetleriyle birleşmesi önlenmiş, piyadelerimiz yaklaşarak onları sarmaya başlamış, 1. Kolordumuz süratle ilerleyerek Frankosu geri almış, Dumlupınar’da yeni bir cephe kurmalarına izin verilmemiştir. Bugünün saygıdeğer şehitleri için Eğret yakınında bir anıt yaptırdım. Karayolları idaresi yolu yaparken bu anıtı yeni Türkçe harflerle yazılı mermerlerle yenileştirmek kadirbilirligini göstermiştir. O taraf köylüler her sene yıl dönüm gününde orada toplanarak dua ediyorlar. Süvarilerin cirit oynadıkları söylentisine bu şanlı şehit ruhlarının gülümsediklerine şüphe yoktur.

(İmparatorluktan Cumhuriyete, Taylan Sorgun,Fahrettin Altay Paşa anlatıyor, İstanbul 1998, s: 336-339)

Bir Yorum Yazın