Düğünlerimiz

Anadolu insanı nezdinde aile kurumu, kutsal bir müessesedir. Bu, en başta dini inançlardan, gelenek ve göreneklerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, aile müessesine giriş insan hayatının önemli dönüm noktalarından biridir. Zira, bıyıkları terlemeye yeni başlamış, hayatın gerçeklerini anlamaya yeni yeni başlayan delikanlının hayallerini çoğunlukla evlilik süslemektedir. Bu amaçla, kendisini evliliğe hazır hisseden genç hayatını paylaşabileceği birini seçer. Bu aşamadan sonra devreye gelenek ve görenekler, örf ve adetler girmektedir. Şimdi beldemizde ki kız isteme, söz kesme, nişan ve düğünlerin nasıl gerçekleştiği hakkında biraz bilgi edinelim;

KIZ İSTEME;

Kızın ve ailesinin ahlakî durumları ve itibarları değerlendirilir. Kız bulma, ailenin önceden tespiti ile evlenecek çocuklarına teklifleri ve bu teklifin kabul edilmesi şeklinde de gerçekleşebilir. Bu aşamadan sonra, kız evine dünür varılacağına dair haber gönderilir. Belirlenen günün akşamı erkeğin ailesi kız tarafına misafir olurlar. Mesele gündeme getirilerek, “Allah’ın emri ve peygamberin kavliyle” kıza talip olunur. Bu isteğe karşı kız ailesi düşünmek için zaman ister. Bu süre zarfında damat adayının uygun olup olmadığı değerlendirilir ve karara bağlanır. Karar aşamasında kıza da görüşü sorulur. Dünür gelen aile uygun görülmüşse ve kızın da rızası varsa genelde olumlu sonuç çıkar. Sonuç, ailelerin ve evlenecek adayların tavırlarına göre olumlu veya olumsuz olabilir.

SÖZ KESME

Kız isteme faslı olumlu sonuçlanmışsa, kararın açıklandığı akşam gelin kızın elinden söz kahvesi içilir. Sözün kesildiğine alamet olarak erkek tarafına “söz mendili” verilir. Ertesi gün akşam, erkek evi kadınları, börek, çerez, lokum, çay, şeker ve bir takım giyeceklerden oluşan hediyelerle kız evine misafir olur. Kız evi, misafirleri için hazırladıkları yöresel yiyecek bükme veya çöreği, ayran ve hoşafla birlikte ikram ederler. İkramdan sonra bu güzel hadiseyi kutlamak için oyunlar oynanarak eğlenilir.

NİŞAN

İki aile arasında söz kesilmesinden sonra iki gencin birbirleriyle evlenmeyi düşündüklerini haber veren nişan merasimi gerçekleştirilir. Bu merasim, kız ve erkek tarafından birçok insan katıldığından daha kapsamlıdır. Aileler arasında belirlenen nişan gününden önce hep birlikte alış verişe gidilir. Erkek tarafı, gelin kızı tepeden tırnağa giydirir, nişan yüzüğü ve saatiyle beraber takılarını alır. Kız tarafı da damat adayını giydirir, nişan yüzüğünü ve saatini alır. Nişan merasimi başlamadan önce, erkek tarafı gelin kız için aldıklarını tepsiler içinde gezdirerek kız tarafına götürür. Kız tarafı da damat adayı için aldıklarını aynı şekilde gezdirerek götürür. Merasimin icra edileceği günün akşamı kız evinde, her iki taraf davetlilerine ikramda bulunulur. İkramdan sonra, davetliler içinde bulunan imam efendi Kur’an okur, akabinde topluluğun da katılımıyla dua edilerek merasimin hayırlı olması temennisinde bulunulur.

Düğün;

Düğün öncesinde yapılan genel temizlikle aileler düğünün temiz ve güzel bir ortamda gerçekleşmesini sağlarlar. Ayrıca evde düğün olduğuna alamet olarak, bina rengarenk ışıklandırılır ve ay yıldızlı bayrak asılır. Düğünde gelin ve damadın şıklığına ayrı bir önem verilir. Kına, kokusu ve görünümüyle, gelinin güzelliğine güzellik katan vazgeçilmez unsurdur. Saçı, elleri ve ayakları kınasız gelin düşünülemez. Yeni evli çiftlerin en büyük alametleri ellerinin kınasıdır. Onun için “kına yakma” düğünlerin ayrılmaz bir parçasıdır. Kına, düğünden bir hafta önce, pazar akşamı saçlara, gelin indirme gününden bir gün önce, cumartesi akşamı el ve ayaklara yakılır. Gelinin başına kına vurulduktan bir gün sonra hamama gidilir. Hamama gitme geleneği de düğünlerin en neşeli taraflarındandır. Hamamda, gelin başına kına vurulduk ta Hamama, gelin başına kına vurulduktan sonra erkek ve kız tarafından az kişi gider; düğün öncesi, cuma günü ise her iki tarafın düğüncüleri toplu halde giderler.

ÇEYİZ

Çarşamba günü asılan çeyizi görmek için dört bir yandan kadınlar gelir. Zira çeyiz, gelin adayının çocukluğundan itibaren verdiği el emeği göz nurunun mahsulüdür. Çeyizde olması gerekenler olmazsa garip karşılanır, hatta bu durum kınanır. Çarşamba günü akşamından itibaren erkek tarafı kadınları, kız tarafına gider, oyunlar oynayarak eğlenirler. Bu ortamlar aynı zamanda kadınların gelin kız beğendikleri yerlerdendir. Evlilik için gerekli olan nikah perşembe günü her iki tarafın katılımıyla kıyılır. Cuma günü gece kadınların eğlencesi bittikten sonra damat ve sağdıç çeyizi görmek ve indirmek için kız evine gelirler. Buna yörede “çeyiz indirme” de denir. Çeyizi görmeye ve indirmeye gelen damat ve sağdıca kahve ikram edilir. Görümlük bedeli olarak gelinin kardeşlerine bahşiş verilir.

Yörede kız tarafı erkeklerinin düğünde eğlenemeyeceği inancı vardır. Onlar “oda” olarak isimlendirilen ve hemen hemen her sokakta bulunan, erkeklerin oturup sohbet ettikleri yerlerde misafirlerini ağırlarlar, tebrikleri kabul ederler. Bununla birlikte erkek tarafı istediği şekilde eğlenir. Genelde eğlence için çalgı takımı tutulur. Cuma günü akşam gelen çalgı takımı eşliğinde erkeklerin eğlencesi başlar. Bu eğlencenin en yoğunu cumartesi akşamı olur. Aynı akşam, kız evinin önüne oynamaya gidilir. Burada en son oynamaya çıkan damat ve sağdıça kız evi tarafından bahşiş olarak para veya altın takılır.

Kadınlarının bir araya geldikleri bir başka mekan çeyiz evleridir.

Kız çocukları için 10-12 yaşından itibaren ailesi tarafından çeyiz hazırlanmaya başlanır. Kız, gelin olana kadar bu devam eder gider. Örgü ve dikiş-nakış şeklindeki bu işler, en çok kızı yorar. Fakat bu yorgunluktan garip bir şekilde zevk aldıkları gözlerden kaçmaz. Kanaviçe ile beyaz bez üzerine işlenen her çiçek, özellikle gül motifinin her ilmeğine kız çocuğunun emeği siner; o her iğne batırışında döktüğü göz nuruyla adeta hayallerini nakşeder.

Bütün bunlar, düğün sırasında çeyizinin sergileneceği dört günlük bir sergi içindir. Bu dört günde gelin kız, emeğinin semeresini görecektir.

Çarşamba günü, gelinin arkadaşları toplanarak çeyiz odasında bütün işleri, büyük bir özen ve düzenle sergilerler. Buna “çeyiz asma” denir. Çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi akşamları kasabanın hemen hemen bütün kadınları, “eseri” görmek için “çeyiz evi”ne gider. Gelişler çeyizi ve gelini görmek içindir. Bazı gözler kıskanarak, bazıları imrenerek işlemeleri, seccadeleri, yastık yüzlerini, kazakları, ne kadar malzeme varsa hepsini süzer. Hiçbir ayrıntı o gözlerden kaçmaz, kaçamaz… Geriden gelen genç kızlar, beğendikleri yeni “örnekler” alırlar. Beğenirlerse onlar da aynısını yapacaklar, beğenmezlerse dudak büküp geçeceklerdir. Zaten eksik aramak amacıyla çeyiz evinde bulunanlar hiç bir zaman eksik olmaz. “Yalnızca iki seccadesi var.”, “Yorgan yüzünün işlemesi ne kadar da çirkin duruyor…” şeklindeki fısıltılar kulaktan kulağa yayılır. Böyle sözlere maruz kalmamak için gelin kız önceden çok çalışmalıdır.

Cumartesi günü erkek tarafı, çalgı eşliğinde arabalarla çeyiz getirmek için kız evine gider. Çeyiz almaya damadın varsa dayısı, yoksa yakın akrabalarından biri gider. Kız tarafı çeyiz sandığı için bedel ister. Üzerinde anlaşılan bedel verilerek çeyiz, arabalara yüklenir, köy içinde gezdirilerek erkek evine getirilir.

GELİN AĞLATILMAYA ÇALIŞILIR

Cumartesi akşamı gerçekleşen diğer bir merasim de “kına yakma”dır. Erkek tarafı kadınları, kız tarafına kına yakmak için giderler. Kına yakma esnasında “gelin öğme” diye bilinen kına türküsü söylenerek gelin ve annesi ağlatılmaya çalışılır:

Kınası karılır tasta        Şu tepeden yol ayrılı

Oğlan evi pek havasta Sarı saçtan tel ayrılı

Kız evi kara yasta        Kız anadan zor ayrılı

Ney Ney          Ney Ney

Haşgeş daşı haşgeş daşı           Rafa koydum testere

Mehmet oğlan has kardaşı        Elini kesti ustura

Ali oğlan can yoldaşı                Kız anasını kim sustura

Ney Ney          Ney Ney

Tuz kabını tuzsuz koyan           Hopladı geçti eşiği

Koca avluyu ıssız koyan           Sofrada kaldı kaşığı

Anasını da kızsız koyan                       Kız da evin yakışığı

Ney Ney          Ney Ney

Aş pişirsem tuzlu derler

Suya da gitsem gezdi derler

A gelin a gülüm kınan mutlu olsun

Hem orada hem burada dilin tatlı olsun

GELİN ALMA

Gelinin bundan sonraki hayatını devam ettireceği yeni evine getirilmesine “gelin indirme” denir. Gelin indirme merasimi önceleri perşembe günü olurken günümüzde genelde pazar günü olmaktadır. Pazar günü öğleye doğru damat ve sağdıçın ellerine kına yakıldıktan sonra takı takma merasimi gerçekleştirilir. Öğle yemeğini müteakip, erkek evinin verdiği davetten sonra topluluk gelin almaya gedir. Bu sırada kız evinde gelinin son hazırlıkları yapılmaktadır. Aynı zamanda hüzün vardır. Cumartesi günü gelinliği giydirilmiş gelinin beline dünyaya gelip büyüdüğü evden çıkmadan önce babası tarafından kırmızı kuşak bağlanır. Kuşak bağlandıktan sonra gelin almaya gelen kaynana ve kayınta (kayın baba) gelinin elinden tutarak, hocalarla birlikte getirilen tekbirler eşliğinde evden çıkarlar ve kendilerine tahsis edilen araca binerler. Gelin almaya gelenlere şeker ve lokum ikram edilir. Akabinde dua edilerek gelin uğurlanır.

Gelin almaya gelen konvoy köy içinde gezerek erkek evine varır. Bu arada evin balkonunda veya çatısında bulunan damat ve sağdıç gelin arabası eve girerken “çevre” atarlar. Çevre, içerisine çerez ve demir para konarak bağlanmış mendildir. Çevreyi kapmak için oraya gelmiş insanlar arasında şakayla karışık bir mücadele yaşanır. Gelin yeni evine girerken, kurban kesilerek kanı gelinin alnına sürülür. Gelin eve girdikten sonra düğün sona ermiş sayılır. Bundan sonra gelin, kız evi kadınları tarafından düzenlenmiş gelin evine girer ve orada bekler. Gelin görmeye gelenler bu odada kabul edilir.

Erkek evi, bu mutlu evlilik olayının hayırlı olması için yatsı namazından önce mevlüt okutur. Yatsı namazından sonra damat tekbirlerle evine getirilir. Evin önünde yapılan duadan sonra düğün tamamen sona erer.

Çeyiz evinde oyun oynamak, kızlar için vazgeçilemez bir zevktir. Çünkü bir bakıma kızlar, çeyiz evinde görücüye çıkarlar. Analar ve kardeşler, oğullarına ve ağabeylerine burada kız beğenirler. Bu yüzden genç kızlar dikkatli davranmalıdırlar. Evlerinden çıkarken giyeceklerini iyi seçmeli, saçlarını taramalı, kendilerine çeki düzen vermelidirler. O bir çift gözün sahibine güzel görünmek gerekir. Ayrıca köşedeki iki kadının, kendisi hakkında kötü nazarlarla fiskoslaşmasını hiçbir genç kız istemez.

Yukarıda anlatılan çeyiz evi faaliyetleri yalnızca kadınlar arasında yaşanır. Bir erkek o manzaraları ya çocukluğunda ya da rüyasında görür.

Bir Yorum Yazın