Cemal Eğretli Hoca, gezeği ilimle buluşturdu

  • Yazının Tarihi: 16 Haziran 2015
  • Yazarın bu yazısı 2722 defa okundu.
  • Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

İl Müftülüğü tarafından düzenlenen Hacı Cemal Eğretli(Babası Anıtkaya’da imamdı) Paneli’nde konuşan İl Müftüsü Burhan İşliyen ile Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörlüğü Eski Türk Edebiyatı Uzmanı Yusuf İlgar, Cemal Eğretli’nin Afyonkarahisar’daki gezek kültürünün dini sohbetle buluşmasında öncü olduğunu kaydetti.

İl Müftülüğü, Müftülük Salonu’nda Hacı Cemal Eğretli Paneli düzenledi. Panele Hacı Cemal Eğretli Hoca’nın torunları ve yakınlarının yanı sıra, İşadamı Mehmet Alimoğlu ve işadamı İbrahim Alimoğlu, O’nu tanıyan ve ilminden haberdar olan vatandaşlar katıldı.

Paneli yöneten İl Müftüsü Burhan İşliyen, Cemal Eğretli’nin Afyonkarahisar için önemine dikkat çekti. İşliyen, “Efendimiz (SAV), ilme, alime dikkat çekiyorlar. Bir toplumda en büyük fakirlik alim fakirliğidir. Allah bu toplumumuzu, şehrimizi alim fakirliğinden muhafaza eylesin inşallah. Nice Hacı Cemal Eğretliler’in yetişmesini, Hacı Cemal Eğretliler’in yetişmesini sağlayacak aile ortamlarının oluşmasını nasip eylesin” dedi.

ALLAH, İLİM ADAMLARINDAN MAHRUM BIRAKMASIN

Alimlerin şehirlere ve toplumlara değer kattıklarını kaydeden İl Müftüsü Burhan İşliyen, “Efendimiz (SAV), ‘Allah insanlardan ilmi, çekip çıkararak sökerek almaz. Fakat alimleri almak suretiyle ilmi de alır’ buyurmuştur. Bir toplumda alim kalmadığı zaman insanlar, cahillerin peşine düşerler.  Bazen şu sokaklarda gencecik kadınları ellerinde dergi satarken görüyor musunuz? Tam Hadis-i Şerif’teki manzarayı bize gösteren bir görüntü.  Fatiha’yı okumaktan aciz, Besmele çekmekten uzak, Allah demekten bile neredeyse aciz insanları, insanlar alim addediyorlar.  Bu toplumun, bu şehrin, bu ülkenin, bu İslâm Alemi’nin merhum Hacı Cemal Eğretli gibi ilim adamlarına, gönül adamlarına ihtiyacı var. Allah bu toplumu Hacı Cemal Eğretli ve benzerlerinden mahrum bırakmasın” ifadelerini kullandı.

“AKLIMA GEZEK KELİMESİ GELECEK”

“Gezek” kültürünün Afyonkarahisar’ı diğer vilayetlerden ayıran önemli özellikler arasında olduğunu hatırlatan İşliyen, “Afyonkarahisar’ı diğer şehirlerden ayıran en önemli özelliği nedir, diye bana sorsalar, benim aklıma ilk ‘gezek’ kelimesi olacaktır. Bu geleneğin bir ilim meclisi olarak bu şehirde yerleşmesine vesile olmuş bir büyük gönül insanından bahsediyoruz. Cemal Eğretli, kendinden önce ve sonrakilerin arasından temayüz etmişse, bu ihlâsıyladır, samimiyetiyledir” şeklinde konuştu.

1884 YILINDA DOĞDU

Kocatepe Üniversitesi Rektörlüğü Eski Türk Edebiyatı Uzmanı Yusuf İlgar da Hacı Cemal Eğretli’nin ilmi çalışmalarından bahsetti. İlgar, “Ahmet Cemal Eğretli nüfus kaydına göre R. 1300/1884 yılında Afyonkarahisar’da doğmuştur . Babası âlim ve şair Hacı Osman Şevki, onun da babası Hacı Mustafadır . Annesi Fatma hanımdır. Eşi, Müderrisi Salih Dehşetî’nin kızı olan Beliğa hanımın kızı Zehra Hanım’dır. Küçük oğlu Kazım Eğretli 1916 doğumlu olduğuna göre, muhtemelen bu tarihten bir müddet önce evlenmişlerdir” dedi.

AÇIKGÖZZÂDE’DEN İCAZET ALDI

İlgar, şu bilgileri verdi:

“Eğretli Hoca Ziyâiye diye anılan Açıkgözzâde Medresesi’nde okuyarak Açıkgözzâde Cemalettin Efendi’den icazet almıştır  Hangi yıllarda okuduğu bilinmemekle birlikte yaklaşık olarak icâzetini yani diplomasını on sekiz yaşlarında 20’nci yüzyıl başlarında aldığı düşünülebilir. Abdullah Baştulcan’ın nakline göre, Cemal Eğretli’nin ilminden istifade ettiği diğer bir din âlimi Müftü Yunus Efendi’dir . Müftü Yunus Efendi, Hacı Âşık Mehmet Efendi Medresesi’nde okumuş, sırayla müsevvidlik, vâizlik ve 1884-1905 yıllarında müftülük etmiştir . Hoca Efendi muhtemel, ya Cemâleddin Efendi’nde önce yahut ondan sonra Yunus Hocadan ders almıştır.”

FAHRİ VAİZLİK YAPMIŞTIR

1940’lı yıllarda Afyonkarahisar’da “gezek” kültürünün görülmeye başlandığını, bu kültürde Cemal Eğretli’nin de payı olduğunu hatırlatan İlgar, 1940 yılında Afyonkarahisar’da gezek sohbetlerine başlaması onun bu yıllarda şehre yerleştiği fikrini vermektedir. Şehre gelince hangi sebeple bir camide görevlenme almamıştır yahut görev verilmemiştir. Bu husus bilinmemektedir. Muhtemel ya icâzet belgesini ibraz edemedi yahut intibakı yapılmadığı için görevlenememiştir. Ancak geçimini temin için bir gelire ihtiyaç bulunmaktadır. O da nafakası için kardeşleriyle birlikte bakkal dükkânı çalıştırmıştır. Dükkânının yeri bedestenin kırk elli metre batısında caddenin sol tarafında olan Osmanlı Bankası’nın karşısındaydı. O ticaretle meşgul olurken kalbinde bir aşk olarak yılların birikimi olan İslâm’ın emir ve yasaklarını anlatmak üzere Yoncaaltı, Zülâli ve İmaret, Otpazarı Camileri’nde genellikle Cuma ve Bayram namazlarından önce fahri vaizlik yapmıştır. Yaklaşık on beş yıl her pazar öğleden sonra Zülâli Camiinde vaaz etmiş, yöneltilen fıkhî soruları cevaplandırmıştır.1940 yılından sonra Afyon’da uygulanan gezeklerde sohbetlere başlamıştır. Vaizlik belgesi daha sonra tekrar geri verilmiştir. Afyonkarahisar’da gezek âdeti Onun tarafından gelişmiştir denebilir.

ARAPÇA VE OSMANLICAYA VAKIFTI

Cemal Hoca’nın 1967’de vefat ettiğini belirten İlgar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cemal Eğretli, Hadis ve Fıkıh alanında mütehassıs idi. İslâm hukukunda Müftü Celal Yıldırım’ın ifadesiyle ‘yed-i tula’ yani tam bir yetkiye sahipti . Arapçaya vakıftı, Osmanlıcası fevkaladeydi. Hadisler üzerine derlemelerde bulunmuş, bu alanda değerli eserler bırakmıştır. Bu eserler vefatından sonra oğlu tarafından yayınlanmıştır.Cemal Eğretli 30 Ocak 1967 tarihinde vefat etmiştir . 31 Ocak 1967 tarihinde saat 10’da İmaret Camiinde Afyonkarahisar Müftüsü ‘Celal Yıldırımın kıldırdığı cenaze namazından sonra binlerce Afyonlunun elleri üzerinde cenaze Mecidiye caddesine kadar götürüldü.’ . Tabutuna ulemadan olması sebebiyle sarık sarılmıştır. Cenazesi, Asri Mezarlıktaki aile kabrine defin olmuştur. Kitaplarının çoğu Afyon Müftülüğü Kütüphanesine bağış edilmiştir.”

AKRANLARI DA ÂLİMDİ

Cemal Hoca’nın akranlarının da alim kişiler olduğunu aktaran Yusuf İlgar, “O’nu, 1955 doğumlu olanlara kadar hemen hemen herkes tanır. Dini konularda ondan istifade etmeyen yoktur denilse yeridir. Şükrü Çelikalay, Ahmet Çelikalay, Müftü Hüseyin Bayık, Şerafettin Açıkköz, Cemalettin Açıkgöz, Yemenici Sırık Mehmet Seçkin, Yemenici Hacı Hasan Tütüncü, Ahmet Arısoy, Bekir Sıtkı Sencer arkadaşlarından bazılarıdır.Cemal Eğretli’nin İslam dini ile ilgili olarak altı kitap çalışması yaptığını tespit ettik. Bunlardan Beşyüz Hadis ile Binbir Hadîs adlı eserler daha sonra Binbeşyüz Hadîs-i Şerif ismiyle basılmıştır. Hocanın basılmayan eseri var mıdır? Varsa nelerdir. Bu husus tespit edilememiştir.”

YERİ HÂLÂ DOLDURULAMADI

İlgar, Cemal Eğretli ile ilgili şu bilgileri vererek konuşmasını tamamladı:

“O, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerine, örneğin Sultan II. Sultan Abdülhamit’in tahtan indirilişini, Balkan ve Çanakkale Savaşlarının acı hatıraların, Anadolu’nun ve Afyonkarahisar’ın işgalini yaşamıştır. Aynı asırda yaşayan Müderris İsmail Şükrü Çelik Alay’ın cübbesini çıkararak Millî Mücadeleye katılması, Müftü Hüseyin Bayık Efendi’nin Emirdağ’ında köy köy gezip eşkıyaları Kurtuluş Savaşı’na katılmalarını talep etmesi yanı sıra Eğretli Hoca, gençlik yıllarında tezahür eden bu savaşlara görevi gereği katılamamıştır. Yine Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişteki sıkıntıları yaşamıştır. Ömrünün son demlerinde olan dönemin başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamla şehit edilişini de bizzat görmese de çeşitli haberleşme araçlarıyla tanıklık etmiştir. 20’inci yüzyılda Afyonkarahisar’da yetişen kıymetli din ulamasından Cemal Eğretli Hoca Efendi, derin İslâm bilgisi yanında engin bir düşünceye sahip, ufku geniş, mütevazı, pek çok güzel vasıfları şahsında toplamış, bir insandır. Pek çok güzel hasletlere sahip olan Cemal Eğretli’nin yeri Afyonkarahisar’da hâlâ doldurulamadığına inanıyoruz.”

Kocatepe Gazetesi Köşe yazarı Murat Arısoy’da kaleme aldığı köşesinde Cemal Eğretli hakkında şunları ifade etmiştir.

Cemal Hoca: Sünnet, hürmet ve merhamet

İl Müftülüğü’nün öncülüğünde ve eşgüdümünde, Hacı Cemal Eğretli’yi yâd etme fırsatı bulduk.

Hacı Cemal Eğretli Hoca, hem annemin, hem babamın dedesi. Benim ise O’nun hakkında anlatılanlara özendiğim büyük dedem.Cemal Hoca’yı anlatmak bizlere düşmez. O’nun hayatını, O’nun dilini konuşanların, O’nun bulunduğu manevi iklimin havasını soluyanların anlatması daha doğru. O’nu tanıma fırsatı elde etmiş kişilerin samimiyetle dile getirecekleri bir söz, bizlerin aktarma üzerine yapacağı konuşmalardan daha etkili olacaktır.

Bununla birlikte, Cemal Hoca’nın vasıflarını, hususiyetlerini de gelecek kuşaklara aktarmak bir borç. Bu borcun gereğini bir nebze de olsa yerine getirebilmek, Cemal Dede’nin torunlarını bahtiyar edecektir. Araştırdığım, okuduğum ve dinlediğim kadarıyla Cemal Eğretli’nin hayatı 3 kelime ile özetlenebilir: Sünnet, hürmet ve merhamet.

Cemal Eğretli’nin hayatı Sünnet’e adanmış adeta. Bütün hareketlerindeki temel ölçü Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) sünneti. Tabii burada şunu atlamamak lâzım: Sünnetin temel ölçüsü de Kur’an-ı Kerim. Cemal Hoca, ömrünü bu yola adamış, hem uygulayıcı, hem anlatıcı bir alim. Cemal Hoca’yı özetlediğimiz ikinci kelime “hürmet”. Kur’an-ı Kerim ahlakı ve sünnetten yola çıkarak Yaratan’ın yarattıklarına, koyduğu nizama ve nizamın gerekliliklerine duyduğu hürmet, O’nun bugün de hayırla yâd edilen bir kişi olmasını sağlıyor.

Cemal Hoca’yı tarif edecek üçüncü sözcük de “merhamet.” Yine Kur’an-ı Kerim ahlakı ve sünnet dairesinde, hürmet ekseninde gelişen bir merhamet. Çocukların başını okşamasından tutun ömründe bir kere içinden gelerek ‘Allah’ diyen sarhoşa verilen yemeğe kadar, hayatının her aşamasında merhameti görmemiz mümkün.

Kendisini yakından tanıyanların ifadesiyle sesini yükseltmeyen, yemek yemesinden elbiselerini katlamasına kadar Sünnet’e göre hareket eden, çocukları seven, Kur’an-ı Kerim hükümlerini uygulayan ve öğreten bir âlim Cemal Eğretli.

Afyon eşrafının gezek kültürüne “dinî sohbet” çerçevesi getiren, hem Fıkıh soruları hem de güncel meseleler hakkında bilgiye ve kaynaklara dayanarak verdiği hükümlerle bir boşluğu gideren, tebessümlü hoca Cemal Eğretli.

Biliyoruz ki her âlimin bir mürşidi vardır. Cemal Hoca’nın mürşidi ise Sandıklı’da Nakşibendi Şeyhi Emin Efendi’dir. Emin Efendi’nin oğlu Nakşibendi ve Kadiri Şeyhi Ahmet Efendi ile Cemal Hoca daha sonra dünür olmuştur.

Cemal Eğretli Hoca’yı yakından tanıyan, O’nun hayatına şahit olan, O’nun ilminden yararlanan torunları ve akrabalarının dilinden Hoca’yı anmak istedik. İl Müftülüğü’nün Cemal Eğretli’yi anma isteğimize olumlu karşılık vermesi dolayısıyla İl Müftüsü Burhan İşliyen’e, Cemal Eğretli’yi anma hakkındaki hazırlıkları üstlenen İl Müftü Yardımcısı Ayşegül Müftüoğlu Kurt’a ve bu süreçte görev alan tüm Müftülük personeline, ayrıca İsmail Sarıgil ve Ömer Sarıgil’e, İbrahim Alimoğlu’na teşekkür ediyorum.

Cemal Hoca’ya yâd etme fikri ise Demirciler Çarşısı’ndaki bir ayakkabıcı esnaf ağabeyimizden çıktı. Allah nasip etti, Cemal Hoca’yı İl Müftülüğü’nün çalışmalarıyla yâd etmiş olduk.

Sünnet, hürmet ve merhamet çerçevesinde yaşayan Cemal Eğretli Hoca’nın Ahiret’te alimlerden sayılmasını niyaz eyliyoruz.

NAZİF EĞRETLİ’NİN ANLATTIKLARI

Eğretli Ailesi’nin bazı mensupları, Bursa’da ikamet ediyor. Bursa’da yaşayan Eğretliler’den Nazif Eğretli’nin Cemal Hoca ile ilgili anlattıkları şöyle:

Ağabeyim Celal Eğretli, İktisadi ve İdari İlimler Akademisi’ni kazandığında Cemal Hoca’ya giderek helallik istedi. Cemal Hoca, “Hem iktisat, hem ilim var. Ne güzel. Biz de dua edelim” dedi.

O dönemin İmaret Camii İmamı Bekir Sıtkı Hoca, Binbir Hadis eserinin yazılmasında çok faydalı olmuştur. Arapça ve Farsça kelimelerin o gün anlaşılacağı şekilde tercümesini yapmıştır. Hadis kitabı çıkarken Cemal Hoca, yayınevine, “Benim 60-70 akrabam var. Bana o kadar bu kitaptan ver, gerisi senin olsun” diyerek telif haklarından da feragat etmiştir.

Cemal Hoca, İslam Dini’nden taviz vermemiştir.

Nakşibendi tarikatına mensup olduğuna dair tahminlerimiz var.

Bayramlarda tüm akrabalar toplanır, sürahilere su konurdu. 25-30 Hatim indirilmiş olurdu, Hatim Duası’nı ise Cemal Hoca yapardı. Bu okunmuş su olurdu, bu suyun ölüm döşeğindeki veya hastalanmış kişilere içirilmesi istenirdi.

Gezeklerde uyuklayanlar olursa, uyuklayanlara soru sorardı. Böylece herkesin dikkatinin sohbete çevrilmesini sağlardı.

Bir sonraki gezeğin konusu hakkında bilgi verirdi; o konu hakkında ayet ve hadislerin özellikle gençler tarafından ezberlenmesini isterdi. Ezberleyenlere dua eder, ezberlemeyenlere “Yıf” derdi.

Bir gün Fethibey’den birisi geldi. Eğretli levhasını görünce ‘Siz Eğretli Hoca’nın akrabası mısınız’ diye sordu. ‘Evet’ deyince, ‘Allah O’ndan razı olsun. O’nun verdiği vaazlar sayesinde namazımı dosdoğru kılmaya başladım’ dedi.

Bir gün Cemal Hoca’nın yanına bir kişi ile 4-5 yaşlarındaki oğlu geldi. Oğlu, kısa pantolon giymişti. Cemal Hoca, şaka ile karışık, ‘Paranız yetmiyorsa ben vereydim de pantolon alsaydınız çocuğa’ demişti. Çocukların bile kısa pantolon giymemesini isterdi.

Cemal Hoca, tezgaha geçmezdi, hesap işlerini görürdü. O’nun dükkanında gazyağı, tuz, urgan gibi maddeler satılırdı. O dönem kadınların alışverişe çıkmasına kocaları izin vermezdi. Ama Cemal Hoca’nın dükkanına gidilmesine izin verilirdi. Cemal Hoca’nın olduğu yerde olumsuz bir hareketin olmayacağı bilinirdi.

Mehmet Efendi, Cemal Hoca’dan belki 10 yaş büyük ağabeyiydi. Ama Mehmet Efendi, Cemal Hoca’ya ‘Cemal’ diye seslenmez, ‘Cemal Efendi’ derdi.

ÖNCE MÜEZZİNİ DİNLEYİN, SONRA SÖYLEYİN

Eski Maliye Bakanı İsmet Atilla, Cemal Eğretli’den bahsettiğimizde, O’nun hakkında aklında kalan hatırasını şöyle anlatmıştı:

“Cemal Hoca ile ilgili pek çok hatıra vardır. Ama en çok aklımda kalan şudur: Cemal Hoca, iç ezanda, dış ezanda müezzinden önce ‘La İlahe İllallah’ denilmesini uygun bulmazdı. ‘Müezzin okusun, onu dinleyin, sonra siz La İlahe İllallah deyin’ derdi.

NECDET GENELİOĞLU: YEMİN ETMEYİN, TÖVBE OLSUN DEYİN

Afyonkarahisar’ın önde gelen müteahhitlerinden Necdet Genelioğlu, Cemal Eğretli Hoca’dan birebir ders alan, salih öğrencilerden. Necdet Genelioğlu, Cemal Hoca hakkında şu bilgileri verdi:

Hoca Dede’yi görenlerden biriyim. 6 yaşımda tedrisata başladım. Hoca Dede, bizim yemin etmemizi hiç istemezdi. Onun yerine ‘Tövbe olsun’ deyin derdi. Biz de O’ndan alışkınlık edindik, Afyon şivesiyle ‘Tövb’olsun’ diyoruz. Katiyen gurur ve kibir yapmayın derdi. Fıkıh sohbetlerine senelerce devam etti. Her geldiğimizde elini öpmeye giderdik. Her gittiğimizde vaazlarda ve sohbetlerde bulunurdu.

HER KONU O’NA DANIŞILIRDI

İşadamı İsmail Genelioğlu, Cemal Hoca’yı kendine has güzel üslubu ile şöyle anlattı: “Ailede Cemal Hoca’ya ‘Hoca Dede’ derdik.Ak saçlı, nur yüzlü, kısık sesliydi. Hem ticari bilgisi vardı, hem de ilmi bilgisi vardı. Cemal Hoca’nın din ilimlerinin hepsiyle ilgili bilgisi vardı. Mirastan tutun, ticari konulara kadar her şey O’na sorulurdu. Rahmetli babam, Cemal Hoca’nın eğitiminde 15 günde Sübhaneke’ye geçilmediğini, harflerin tam çıkması gerektiği üzerinde durduğunu söylerdi. Rahmetli babam Sabri Genelioğlu’nun namaz, oruç, zekat borcu yoktu. O’nun dayısı kimdi? Hacı Cemal Eğretli idi. Nakış gibi işlemişti bu hassasiyetleri.”

 

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın