Manevi Büyüklerimiz

ANITKAYA’NIN MANEVÎ MİMARLARI

İnsanoğlunun yaşadığı her yerin kendine has efsaneleri ve her ne kadar gerçek de olsalar efsaneleşmiş uluları vardır. Toplumlar, tarihlerinde olmasa bile, kendilerine her zaman bir efsane bulmuşlardır. Bu durum, gerçekten yaşamış kişilerin de birer efsane insan olmalarına yol açmış ve gerçekle söylence birbiriyle tamamen kaynaşarak insan topluluklarının değer yargılarının oluşmasında önemli bir yer tutmuştur.

Anıtkaya bölgesinin bu tür ulularından üçü, Karaca Ahmet Sultan, Rasül Baba ve Kaymak Baba’dır. Bunlar sadece bu bölgede değil, Anadolu’nun aşağı yukarı tamamında tanınan ve değişik halk kültürlerinin de katkılarıyla halâ yaşayan ululardır. Söylenceler ne kadar farklı olursa olsun, bunların bir ortak yanları vardır. O da “evliya“, “baba“, “dede“, “sultan” kısacası “Allah dostu” olmalarıdır. Şimdi bu sultanlar hakkında elde edebildiğimiz bilgilere dikkat kesilelim;

RESUL BABA

Hacı Bektaş Veli’nin ulu ardıllarından ve onun ferraş’ı(yani süpürgecisi) olan bir Bektaşi azizidir. Birgün kendi kendine: “Acaba Erenler bize nereyi yurt verirler?” diye düşünürken, Hz. Pir: “Resulüm, seni bir uçuralım, turduna konduralım, ol ora da sana mekan olsun. Anda dem’in yom’un oynat”, der. Hz. Pir’in Hakka yürüyüşünden sonra bir gece uykuya yatan Resul Baba uyandığında kendisini Altuntaş’a bağlı Beşkarış denilen bir yerde bulur. Oralarda bir kâfir bey’i varmış ki boyu beş karış imiş ve bu köyün adı bundan gelirmiş.

Resul Baba, Bey ve adamları evde iken onlara altından bir sığın (ala geyik) şeklinde görünür. Onu yakalayamazlar, orada Bey için yapılmış kilisenin yanına kaçar, güvercin donuna (şekline) girip kilise damına konar. Oradan da duvarın dibine inip insan şeklini alır. Hepsi gelip kendisine saygı gösterirler, Müslüman olurlar.

Baba Resul, Beşkarış adlı yerden başka, bir de Hisarcık denilen mahalde dergâh kurmuştur. Hatta yaşamının büyük çoğunluğunu bu dergâhta geçirmiştir. Bu Hisarcık, Halife Seyyid Cemal Sultan’ın astânesi( büyük dergâh’ı) bulunan Tevekkelcik yakınında imiş. Seyyit Cemal yemek hazırlatınca bazen: “Resul Baba, gel iriş!.” diye seslenir, o da gelir lokma ederler, yerine dönermiş.

Mezarının Altuntaş denilen yerde, Ayrıklı çalı’nın dibinde olduğunu Vilâyetnâme’ler yazar.

Fakiyr’deki A. Yazma nüshası Vilâyetnâme’de sadece: “Kendüsün altun geyik donunda göstermek gibi ol yerin halkına nice Vilâyetler izhar eyledi ki diller ile şerh olunmaz” deyip vefat ettiğini ve mezarının yerini yazmaktadır. Öteki ayrıntılar yoktur. Bu kısım Fakıyr’deki diğer yazmalarda ve H.1034(M.1886) yazmasında vardır.

Arşiv belgelerinden TD. 438 s.117 ve TD. 396 s.124-125’de Altuntaş Nahiyesi Kırkacık köyünde Resul Baba zaviye’sinin bulunduğu, Kırkacık köyünün reayasıyla beraber bu zaviyeye vakfedildiği kayıtlıdır. TD. 438 s. 120’de Hisarcık köyünde Resul Seydi Zaviyesi Vakfına ait çiftlik olduğu kayıtlıdır.

Başka bir arşiv belgesinde (Ev. Sıra no:13609) ise Sandıklı’ya tabi Göriz köyünde evladiyet şartıyla vakfedilmiş Resul Baba zaviyesinin sahipsiz kalmasından dolayı hazineye intikal ettiği kayıtlıdır.

TD. 438, s. 117

Karye-i Kırkacık, tabi-i m. (mezbur-Altıntaş Nahiyesi), vakf-ı zaviye-i Resul Baba

Hane: 6, Muhassıl: 1, Divane: 1, Malul: 1, Huddam-ı zaviye neferan: 2, Evlad-ı vakf neferan: 2.

Hasıl: 1224.

 

TD. 438, s. 120

Vakf-ı Çiftlik zaviye-i Resul Seydi, der-karye-i Hisarcık.

Hasıl: 450, Huddam-ı zaviye-i neferân: 16(Resul Baba ve Resul Seydi aynı kişiler mi?)

 

TD.560, s. 101 (Kütahya Evkaf Defteri, h.979)

Karye-i Kırkacık, tabi-i m. (mezbur Altıntaş Nahiyesi)

Mezkur karye reâyâsıyla Resul Baba zaviyesine vakfimiş. Oğulları mâ-tekaddümden vakfiyet üzere tasarruf ederlermiş. Mezkur baba oğlu oğullarından Hayrab Seydi oğlu Can Paşa Merhum Sultan Mehmed Han tâbe serâhü nişanıyla tasarruf ederlermiş. Mensuh olıcak Can Paşa Seydi tımara işlemiş. Şimdiki halde Padişahımız hazretleri mukarrer edüb mezkurlar ellerine hükm-ü şâhî verilmiş deyu mestûr der-defter-i atik. El-haletü hazihi mezkur Can Paşa fevt oluboğulları Hüseyin ve İsmail kalub ve Hamza Seydi fevt olub oğlu Yusuf kalub ataları hisselerin mahaldir deyu Kütahya kadısı arz itdüğüyle sadaka olunub ellerine berât-ı hümâyun virildi deyu kayd olunmuş der-defter-i köhne. Hâliyâ Padişahımız eazzellahu ensârahu hazretleri barât-ı hümayunuyla Hüseyin ve İsmail ve Yusuf ber-vech-i işitrak mutasarrıflar olmağın defter-i cedide kayd olundu.

Mürüvvet oğlu Umur Ç. (çift)

Umur biraderi Ali K. (bennak)

İlyas oğlu Ali   ma’lul(özürlü)

Ali oğlu Süleyman ferraş(süpürgeci)

Halil oğlu Durak Çerakdar

Abdurrahman oğlu Abdülkerim, pir, emriyle Beşkarış nam karyede kayd olunmuştur.

Abdülkerim oğlu İnebeyi

Ali oğlu Süleyman pir

Süleyman oğlu Hüseyin K (bennak)

Hatun azatlısı Yusuf K(bennak)

Seydi oğlu Hamza divane

Yusuf oğlu Halil Seydi, mezkur Halil ve Mustafa vakfın evladındandır.

Halil biraderi Mustafa

Bektaş oğlu İbrahim K (bennak)

İbrahim oğlu Yusuf muhassıl

Bugün Resul Baba’dan geriye kalan Beşkarış köyü Ayrıklı Çalı dibindeki türbesi ile Anıtkaya Kasabası- Çatal Çeşme köyü sınırında bulunan İl bulak dağının strajik konuma sahip Resul Baba tepesindeki kalıntılardır.

KAYMAK BABA

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek bilgi bulamadığımız fakat yöre halkı tarafından tanınan Kaymak Baba’nın Anıtkaya’nın hemen yanında bir kabri vardır. Onun şöhretini bilenler, mezarı başına gelerek dualar etmekte, adaklar adamakta ve bazıları da kabrini çevreleyen demirlere ipler bağlayarak dileklerinin gerçekleşmesini ummaktadırlar.Yaşadığı döneme ait tek bilgi, onun Hacı Bektaş Veli ve Karaca Ahmed Sultanla aynı devirde yaşadığı sonucunu çıkarabileceğimiz şu satırlardır: “Hacı Bektaş Veli’den başka, onunla (Karaca Ahmed Sultanla) aynı çağda yaşamış ve belki de kendisine yoldaşlık etmiş başka erler, erenler de vardı. Hayran Balı, Hasan Basri, Gözcü Baba, Kaymak Dede bunların başlıcalarıdır.” (6)

HACI İBRAHİM

Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış olan Hacı İbrahim, Tapu Tahrir Defterlerinde kayıtlı Eğret köyünde kâin Hacı İbrahim Zaviyesi Vakfının kurucusudur. Sahip olduğu çiftliği kendi kurduğu zaviyeye vakfeden Hacı İbrahim, gelip geçene karşılıksız hizmet verdiği gibi köy halkının eğitiminde de en büyük rolü oynamıştır. Bu hizmetinden dolayı Fatih Sultan Mehmet tarafından verilen beratla her türlü vergiden muaf tutulmuştur. Hacı İbrahim Zaviyesi bünyesinde faaliyet gösteren medrese Eğret köyünün Osmanlı dönemindeki tek eğitim merkezidir. Daha düne kadar Koca Camii yanında faaliyet gösteren medresenin temellerini Hacı İbrahim atmıştır. Koca Camiinin üzerinde bulunduğu yerin de Hacı İbrahim Vakfına dahil olması kuvvetli bir ihtimaldir. Hacı İbrahim’in vefatından sonra oğulları Abdi ve Resul aynı hizmeti devam ettirmişlerdir. Başlangıçta evladiyet vakfı üzere işlediği anlaşılan Hacı İbrahim Vakfı, neslinin kesilmesiyle Evkâf Nezareti bünyesine ilhak olunmuştur.Hacı İbrahim ve nesli yüzyıllarca Eğret köyünde verdikleri hizmetlerle insanların gönlünde taht kurmuşlardır. Bugün Eğret halkında görülen bütün iyi hasletlerin, gelenek ve göreneklerin kökleri bu insanların verdikleri eğitim ve terbiyede aranmalıdır. Bu açıdan Eğret köyünün en büyük manevi mimarlarından biri de Hacı İbrahim Efendidir. Nur içinde yatsın.

EĞRETLİ CEMAL EFENDİ

Hicri 1299 yılında doğmuştur. Açıkgözzade Cemalettin Efendi’den dersler alarak fıkıh ilminde yüksek mertebelere erişmiş, daha sonra da kendisi birçok kişiye konusunda fahrî olarak hocalık yapmıştır. Bilgilerini vaazları yanında, daha çok sohbet ortamlarında çevresindekilere aktarmış, bu yönüyle de Afyon’da ‘Kur’an Gezekleri’nin piri sayılmıştır. Onun ilmi seviyesi halk arasında; “Tarladan ayrık otu temizler gibi meseleleri birbirinden ayırır ve sonuca ulaşır.” cümlesiyle anlatılmıştır.“1001 Hadis” adıyla yazmış olduğu usûl kitabı, daha sonraki yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “1500 Hadis-i Şerif” adıyla yayınlanmıştır. Cemal Efendi, 1967 yılında vefat edince, arkasından “Afyon’un manevi direği çöktü.” denmiştir. Kabri, Asri Mezarlık’tadır.

KAYNAKLAR

1 Gölpınarlı, Abdülbaki; Vilâyet-nâme Menakıb-I Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, İnkılap Kitapevi, İstanbul, sh.108-109

2Araz, Nezihe, Anadolu Evliyaları, Altas Kitabevi, İstanbul 1988, sh.424-425.

3 bkz. Gündoğan, Mehmet, Afyon Alimleri ve Evliyaları, Medrese Kitabevi, Afyon 1999, sh. 64.

4 bkz. Araz, Nezihe, age., sh. 423.

5 Gölpınarlı, Abdülbaki; Vilâyet-nâme Menakıb-I Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, İnkılap Kitapevi, İstanbul, sh.86

6        Araz, Nezihe, age., sh. 425.

Bir Yorum Yazın